28 Şubat 2012 Salı

AÇLIK SINIRI; 973,58 TL

   Her Ay Türk-iş ve diğer sendikalar bunu açıklamadan usanmadılar bende eleştirmekten usanmayacağım. Arkadaşım benim aidatlarımla onca para verip bu açıklamaları benle dalga geçmek için mi yayınlıyorsunuz. Mademki 4 kişilik bir ailenin AÇLIK SINIRI; 973,58 TL ve sende bunu o güzelim koltuğunda oturarak öğreniyorsun o zaman gereğini yapsanıza.


    Ülkemizin en büyük Toplu iş sözleşmesi Asgari ücretin tespiti süreci iken sen bunu değerlendirmiyorsun asgari ücret 1000TL den aşağı olmaz gerekirse meşru hakkımızı kullanırız demiyorsun kalkmışsın AÇLIK SINIRI; 973,58 TL diye sonuç açıklıyorsun Aferin güzel çalışma doğrusu. Guinness Dünya Rekorlar kitabına girersiniz artık. Ayda birde açlık yoksulluk sınırı açıklaması yapıp, arada da kıdem tazminatına dokundurmayız açıklaması yaptın mı görevini yaptın demektir. kul hakkı falan da yemeden rahat rahat uyuya bilirsin.


    Aslında uygulama güzel hiç olmazsa bir şeyler yapılıyor görüntüsü vermekte Bağlı federasyonlarda illerde şubelerinde bu tür çetele tutsalar acayip güzel gözükür. Sıra işsizli rakamlarında sonra enflasyon derken ay tamam. İşte bu. Sendikalaştıkları için işten atılandan, toplu sözleşmeye uymayan işverenden sanane değil mi adam olaydı da bunlar başına gelmeyeydi

27 Şubat 2012 Pazartesi

Sendikalaşmak için


İki yıllık bir çalışmanın sonucunda nihayet sona yaklaşılmak üzere.27 Şubat tarihiyle başlayan hafta artık en az 500 metal işçisi için yeni bir sürecin başladığı hafta olacak. Son rötuşlarla birlikte işverende sendikalaşmayı sezmiş hafta sonu işçilere yardım eden bir memur sendikasının olduğunu örgenmişler ve şube binasının etrafında kuş uçurmadılar işyerinin müdürleri. Tesadüfen camdan bakan bir işçinin elektrik bölümünün müdürünü dışarıda binayı izlerken görmesi olabilecek birçok şeyin önünü kesti.

 Derhal o işyerinde çalışmayan birkaç arkadaş dışarıda bir yer arıyormuş gibi ortalığı izlediler ve telefonla bizlere ulaştılar. Aşağıdaki kişinin telefondaki kişiye “ağabey geldim şu anda binanın dışındayım ama memur sendikasının kapısında bir levhası yok bu binada bir memur sendikası varmış ama hangi dairede bilmiyorum beklemeye devam ediyorum “diyormuş. Hemen noterdeki kayıt yaptıran işçilere haber verildi etrafta işverenin adamları işçileri her yerde arıyorlar dikkatli olun ve sendikaya gelmeyin dedik her kes sendikaya gelecek işçi arkadaşını aradı sakın gelmeyin notere gidin sizi falan binanın önünden alacaklar diye aramalar başladı. 

Sonunda işverenin adamları çemberi daralta daralta saat 16 sularında noterin yerini öğrenmişler son 10-15 işçinin üyelikleri yapılıyordu bizim bulunduğumuz sendikanın ziline işverenin müdürleri bastı hiç kimseden tık yok kapıyı dinliyor dışarıdaki arkadaşlarda onun görmediği bir yerden onu izliyor ve bize telefonla rapor ediyordu. Bir işçinin kulağı işitmiyormuş birazda efe bir işçi gelip orayı dağıtalım falan diye telefon ediyor. İşyerinde çalışan işçiler dışarı çıkamıyor onunda sendikaya gelmesi yeri belli edecek ben dedim ki arkadaşın telefonunu bana verin ben gidip ona durumu anlatıyım dedim ve işverenin tanımayacağı iki kişi almerin önünde işçilerle buluşup durumu anlattık.

 Artık sona gelinmiş bir taşkınlığa gerek yok sabır dedik ve oradan da uzak durun dedik. İşveren bir kç işçiyi çözmüş ve toplantı yapılan sendikanın bulunduğu binayı öğrenmiş bunu bir işçi telefonla anlattı bize ağza alınmayacak hakaretler etti bizde evet çalışıyoruz dedik demişler. Sendikanın genel eğitim teşkilat sekreteri ile konuşurken müdürlerin gözükmedikleri telefonu geldi hemen binanın 50 metre çevresi ablukaya alındı ve işçiler yaklaşık70 işçi vardı 5 dakika içerisinde orayı terk ettiler. 

Bu hafta sonu ve son iki yıllık çalışmadan şunu örgendim ki işçilere birileri yardım etmezse ne sendika kurabilir nede öğütlenerek haklarını alabilir. Notere baskı işçilerin toplanacağı bir yer bulmaları neredeyse imkânsız kâffelerde toplansalar iki hafta sonra deşifre olup işten çıkartılırlar. Tek çıkış kapısı sınıfa inanmış namuslu sendikacıların yardımı kalıyor. İki yıl içinde bir tane işçi sendikasının yardımını almadan bu aşamaya gelindi hadi hayırlısı.

25 Şubat 2012 Cumartesi

Ulusal İstihdam Stratejis


20 yıllık kıdeme 6 aylık tazminat


18.07.2011 - 09:11

DÜNYA'nın elde ettiği Ulusal İstihdam Stratejisinde kıdem tazminatı fonu öngörülüyor. Tazminatta limit OECD ortalaması olacak.
Mehmet KAYA
ANKARA - Seçimlerin ardından başlayan kıdem tazminatı düzenlemesinin ayrıntıları netleşiyor. Kıdem tazminatın fona devredilmesinin öngörüldüğü Ulusal İstihdam Stratejisinde dikkat çeken düzenleme ise kıdem tazminatı tutarının 1 yıla 1 maaştan 20 yıla 6 maaşa indirilmesi.
Hazırlıkları 2009 yılında başlayan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda temel politika ve alınacak önlemleri belirlenmesine rağmen bir türlü açıklanmayan Ulusal İstihdam Stratejisini gazeteniz DÜNYA elde etti. Bakanlık tarafından hazırlanmasına ve Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda görüşülmesine rağmen Bakanlar Kurulu gündemine getirilmeyen ve bu nedenle nihai belge haline dönüşmeyen Ulusal İstihdam Stratejisi'nde öngörülen bazı düzenlemeler torba yasa ile hayata geçti. Ancak temel düzenleme önerileri hala bekliyor. Tartışmalı konular olan kıdem tazminatı, bölgesel asgari ücret ve esnekleşme en köklü değişiklikler olarak dikkati çekerken, bu düzenlemelerin temel unsurlarına da yer verildi.
Kıdem tazminatı fonda toplanacak
Türkiye'nin mevcut yapısı ile OECD içindeki en katı çalışma mevzuatına sahip olduğu belirtilen Strateji belgesinde kıdem tazminatı uygulamasının işletmeler açısından yüksek maliyetli olduğu ve kayıtdışına yönelttiği; işçi açısından ise istifa dilekçeli işe başlatma gibi mevzuat ihlallerine yol açtığı kaydedildi. Ayrıca özel sektörde çalışan işçilerin büyük kısmının kıdem tazminatlarını alamadığı vurgulandı.
Bu verilerden yola çıkılarak Ulusal İstihdam Stratejisi'nde işgücü piyasasının rekabet edebilirliğini artırmak ve işletmeler üzerindeki mali yükü azaltmak amacıyla kıdem tazminatı sistemi değiştirilmesi öngörüldü. Kıdem tazminatı tüm kayıtlı işçilerin erişebileceği bireysel hesaba dayalı mali açıdan sürdürülebilir bir Kıdem Tazminatı Fonu'nda toplanacak. Mevcut işçilerin kazanılmış hakları aynen korunacak. Kıdem tazminatına sadece işveren prim yatıracak. Prim oranları işverenlerin mevcut kıdem tazminatı yükünden fazla olmayacak.
Geçici olarak kıdem tazminatı fonuna İşsizlik Sigortası Fonundan kaynak aktarılacak. 10 yıl kıdemi olan işçiler, kıdem tazminatı hesaplarından kısmen para çekebilecek. Bakiyeler ise emeklilikte ödenecek. Strateji belgesinde, halen 1 yıl için 1 ücret tutarında olan kıdem tazminatı için çok iddialı bir hedefe de yer verildi. Kıdem miktarının uzun vadede OECD ortalamasına indirilmesi de öngörülüyor. Kıdem tazminatının miktarı OECD ortalaması 20 yıl için 6 ay düzeyinde bulunuyor.
Esnek çalışmanın önü açılacak
Son dönemde özellikle vetolu özel istihdam bürolarının geçici iş ilişkisi kurması yasası ile iyice gündeme giren ve işverenlerin yoğun taleplerine, işçi kanadının ise itirazlarına neden olan esnekleşme, Ulusal İstihdam Stratejisi içindeki en kapsamlı düzenleme olarak öne çıktı. Avrupa'da uygulanan esnek iş modellerinin tamamının güvenceli esneklik kavramı altında Türk sistemine taşınması önerilirken, bu yapının istihdamın artırılmasında anahtar rol oynayacağı vurgusu yapıldı. Kanunlarda varolan esnek çalışma modellerinin Türkiye'de yaygınlaşmama nedenlerinin incelendiği Stratejide, kayıtdışı istihdamın yüksekliği ve işçilerin yasal süreden fazla çalıştırılması, kısmi süreli çalışma ve belirli süreli çalışmanın sosyal güvenliğin genel kurallarına tabi olması, belirli süreli iş sözleşmelerinin üst üste yapılamaması olarak sıralandı.
Stratejide belirli süreli iş sözleşmelerinin esaslı bir neden olmadıkça zincirleme yapılamaması koşulu kaldırılıyor. Belirli süreli çalışma 25 yaş altı için daha da kolaylaştırılacak. Tartışmalı özel istihdam bürolarının geçi istihdam büroları olarak faaliyette bulunması düzenlemesi yapılacak. Yasal hak güvencesi "Eşit Muamele İlkesine" göre verilecek. İş paylaşımı, esnek zaman modeli, uzaktan çalışma gibi esnek çalışma biçimleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılacak. Gençlerin işe girişlerini kolaylaştırmak için 25 yaş altındakilere 4 ay süreyle deneme çalışması imkanı tanınacak. Haftalık yasal çalışma süresinin aşılmaması için denetim sıkılaştırılacak.
Bölgesel asgari ücret uygulaması geliyor
İstihdam Stratejisinin esnekleşme başlığı altında önerdiği bir başka kapsamlı düzenleme ise bölgesel asgari ücret oldu. Halen 26 olarak belirlenen ve kalkınma ajansları ile teşvik sisteminin üzerine inşa edildiği Düzey 2 istatistik sınıflamasına göre bölgesel asgari ücret belirlenebilmesi düzenlemesi önerildi. Buna göre, işverenler bölgesel asgari ücrete gönüllü olarak uyabilecek. Bölgesel asgari ücreti “yerel aktörler” belirleyecek. Hükümet, bölgesel asgari ücrete alt ve üst sınır belirleyecek. Asgari ücret belirleme yaş sınırı tek olacak ve 18 yaşından büyük herkes için uygulanacak.
Güvenceli esneklik için esnek çalışma modellerinin emeklilik, işsizlik ödeneği gibi sosyal haklarından yararlanması için çalışma yapılacak. Esnek çalışmada geçen ve primleri ödenmeyen süreler için, normal çalışma biçimine geçildikten sonra borçlanma hakkı ve isteğe bağlı işsizlik sigortası hakkı tanınacak. Çalışma süreleri açısından esnek bir şekilde çalışanlara, çalışmadıkları sürelerde eğitimler verilecek ve bu kapsamda İşsizlik Sigortası Fonu'ndan İŞKUR'a kaynak aktarılacak.
Mesleki eğitim özel sektöre devredilecek
Yapısal dönüşüm için eğitim ile istihdamın güçlü bir ilişki içinde olması gerektiği vurgulandı. Ulusal meslek standartlarının 2012 sonuna kadar belirlenmesi hedeflendi. Bu kapsamda, okul öncesi eğitimin ve dezavantajlı gruplara yönelik eğitimin güçlendirilmesi, mesleki eğitimin kademeli olarak özel sektöre ve/veya yerel aktörlere bırakılması, il özel idarelerinin gelirlerinin yüzde 5'ini mesleki eğitime ayırması planlandı. Eğitim ve işgücü piyasası arasındaki uyumun artırılması için ise mesleki eğitim-öğretim kurumlarının akreditasyon sistemine geçmesi, staj sisteminin iyileştirilmesi önerildi. Aktif işgücü politikaları için ise analizlerin iyileştirilmesi, İŞ-KUR'un kurumsal kapasitesinin artırılması kararlaştırıldı. Topluma girişimcilik kültürü verilmesi, orta öğretime inovasyon ve girişimcilik eğitimi eklenmesi planlandı.
Kadınlara çocuk bakım desteği gelecek
Kadın istihdamının ve kadınların iş piyasasına girişinin artırılması hedeflenen strateji belgesinde, özellikle çocuklu kadınlara kreş desteği ve gündüz bakımı için kupon verilmesi planları dikkat çekti. Bu kapsamda, çocuk bakım hizmeti sağlayan işyerlerine teşvik verilecek ve çocuğu olan ailelere bakım yardımı ödenecek. Ailelere gelir durumları ve çocuk sayısına göre çocuk bakım kuponu verilmesi de alternatif olarak değerlendirilecek.
İşverenler işyerinde çocuk bakım hizmeti verdiği takdirde bunu gider yazabilecek. Temizlikçi kadınlar kayıtlı hale getirilecek. İşyerinde kadınlara cinsel tacizde AB standartları uygulanacak. Şiddet mağduru kadınlar, 1 yıldan az hüküm giymiş kadınlar, kocası ölmüş veya boşanmış kadınlara özel önem verilecek. Kadınların evlenmeleri halinde 1 yıl içinde kıdem tazminatını alarak işten ayrılması gibi işten çıkışı özendiren düzenlemeler gözden geçirilecek. Özürlülere yönelik olarak ise kamu ve özel sektördeki özürlü kontenjanlarının doluluğu takip edilecek, rehberlik hizmeti yaygınlaştırılacak.
Gençlere prim indirimi devam edecek
Gençlere yönelik olarak da rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılacak, genç girişimciliği desteklenecek, SGK prim indirimleri devam edecek. Uzun süreli işsizlikle mücadele için ise istihdam garantili kurslar yaygınlaştırılacak, İŞKUR işe yerleştirmelerinde öncelik verilecek, psikolojik danışmanlık hizmeti sunulacak.
İstihdam-sosyal koruma ilişkisinin güçlendirilmesi; İşsizlik ödeneğinden yararlanma kolaylaşıyor, ödenek süre ve miktarı artırılacak Sosyal yardımların kişilerin kendi gelirlerini kazanmasına destek olması ve fakirlikten kurtulmalarını sağlaması gerektiği vurgulanan eksende, sosyal yardımların üretken olan yaş gruplarına yönlendirilmesi için de çaba harcanacağı belirtildi. Bu kapsamda, mükerrer sosyal yardım alma engellenecek, hak temelli merkezi bir sistem oluşturulacak. İşsizlik ödeneğinden yararlanma kolaylaşacak
İşsizlik ödeneği alanların işsizliği devam ediyorsa istihdam odaklı ek destekler verilecek. İşsizlik ödeneğinden yararlanma şartı için gerekli son 120 günü kesintisiz olmak üzere üç yıl içinde 600 gün prim ödenmiş olması şartı, son iki yıl içinde 360 gün prim ödeme şartı haline getirilecek. Ödenek miktarı son 12 aydaki prime esas kazancı üzerinden, işsizliğin ilk üç ayı için prime esas kazancın yüzde 50'si, ikinci üç ayı için yüzde 40'ı ve kalan süre için ise yüzde 25'i olarak uygulanacak. Üst sınır brüt asgari ücretin 1.5 katı olacak. İşsizlik sigortasından yararlanmada 25 yaş altı için bütün bu şartlar yüzde 50 indirimli uygulanacak. Genel ekonomik krizlerde işsizlik sigortasının yüzde 50 artırılmasına Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Krizlerde işsizlik seviyesini kriz öncesi döneme indirmek için işsizlik sigortası fonundan kaynak kullanılabilecek.
Çalışan yoksullar için özel programlar açılacak. Toplum yararına çalışma yöntemleri geliştirilecek. Sosyal yardım alanlardan çalışabilir durumda olanlar İŞKUR tarafından kayıt altına alınacak. Yeşil kart sisteminin çalışmayı engelleyici olmayacak şekilde revize edilecek.
Strateji belgesinde mevcut durum analizinde temel sorunlar şöyle:
Küresel kriz ile işsizlik sorunu belirgin hale geldi.
Tarım sektöründeki istihdam çözülmeye devam edecek.
Kayıtdışılık en temel yapısal sorunlardan biri.
Genç, kadın ve özürlülerin işgücüne katılımı OECD ortalamasının çok altında.
İşgücü niteliğinin düşüklüğü bir diğer yapısal sorun.
Sosyal harcamalar, üretken olmayan yaşlı nüfusa yoğunlaşıyor.
İş piyasası katılığı yapısal sorunların bir diğeri.
İller ve bölgeler arasındaki işsizlik oranları farklılık gösteriyor.
İş dünyası, 'fon'un bir an önce kurulmasını istiyor
Leyla İLHAN
Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren kıdem tazminatı ile ilgili yeni düzenlemelerin yıl sonuna kadar tamamlanması beklenirken, DÜNYA Gazetesi, yeni düzenlemenin detaylarına ulaştı. İşveren uygulamaya olumlu bakarken, 'fon'un da bir an önce kurulmasını istiyor.
Verimsizlik ortadan kalkacak
Ali Ulvi ORHAN / OTİAD Başkanı
KIDEM tazminatı bizim gibi emek yoğun çalışan sektörler üzerinden yıllardan bir büyük bir problem olarak duruyordu. Aynı zamanda işçi açısından da büyük bir problem olarak duruyordu. Çünkü kapanması gereken firmalar var ancak kıdem tazminatı ödeyecek gücü olmadığı için firmayı kapatamıyor kapatmadığı için verimsiz bir şekilde çalışıyor. Çalışan işçi de kıdem tazminatını alamayacağını düşünerek ayrılamıyordu ve sorun giderek büyüyordu. Ama sendikalara bu durum yeterince anlatılamıyor. Şu anda SSK'lı işçilere bakıldığında kıdem tazminatı alanların oranı ancak yüzde 8. Yani insanlar mevcut sistemden faydalanamıyor. Gelecek yeni sistemle bunun aylık olarak fona aktarılması ve bunun kontrol edilmesi lazım. Bu bence işçi açısından daha önemli. Çünkü her çalışan kişi bu fonun içine girmek isteyecektir ki kıdem tazminatı hakkı eline geçsin. Çünkü işçi kendi isteği veya herhangi bir şekilde ayrılırsa da bu fondan çalışma karşılığını alabilir. Bu da kayıtdışını azaltarak Çalışma Bakanlığı'nın elini güçlendiren bir olay olacak. Uygulama olarak baktığımızdaşu andaki Türkiye'deki kıdem tazminatı uygulaması çok ağır. Bizim kadar bir Portekiz uyguluyor. Bunu biraz rahatlatmak lazım. Dolayısıyla bu sistem biran önce uygulanmalı. STK ve işçi sendikaları da bunun arkasında durmalı.
Sistem kayıt içine girişi sağlayacak
İdris AKDOĞAN / MESİAD Başkanı
Bu sorun yılların bir sorunu çünkü SSK'lıların ancak yüzde 7.8'i kıdem tazminatı alıyor. Şirketler de yıllardır bir fon oluşmasını sağlayamadığı için şirketlerin batmasına neden bile olmuştur. Ancak bu sorun hiç gündeme getirilmedi. Çalışma Bakanlığı da toplumun bunu talep etmesini bekliyordu. En son bu konu çok gündeme geldi ve güzel bir kamuoyu oluştu. Şu anda şirketlerin yüzde 6'yı fona ayırması bekleniyor belki bu daha da düşürülebilir. Çünkü Türkiye'de yüzde 40'ın üzerinde kayıt dışı bir sistem var. Böyle bir ülkede doğal olarak rakamlar kayıt içindekiler üzerinden yapılıyor. SSK'lı işçilerin de ancak yüzde 7.8'i kıdem tazminatı alabiliyor. Yüzde 50 kayıtdışılığın olduğu bir sistem aslında yok. Önemli olan sistemin kayıt içine girmesini sağlamak. Çünkü Türkiye'de kayıtdışılığın maliyeti  daha yüksek. Böyle bakıldığında sürecin başlaması önemli çünkü başladığında eksik tarafları da tamamlanacak. Belki rakamlar bize başlangıçta yüksek gelebilir ama bu sürecin başlaması ile sistemin kayıt içine girmesi ile birlikte bu oranlarını düşmesi de gündeme gelebilir.
Hem işçi, hem işveren için sorun
Birol SEZER / İHKİB Denetim Kurulu Üyesi
Bugünkü haliyle kıdem tazminatının belirli bir kalıba sokulamayan, hem çalışana hem de işverene sorun olan, kendine özgü bir kurum niteliğine dönüşmüş durumda. Mevcut kıdem tazminatı sisteminin, işçi ile işvereni karşı karşıya getiren ve en fazla dava konusu yapılan sorunların başında geliyor. Sorunun öncelikle varlığının bundan muzdarip olan tüm sosyal taraflarca açık yüreklilikle kabul edilmesi ve hükümetin de çözüm yönünde olumlu adımları atması sağlanması gerekiyor. İşçi ile işveren arasındaki bu barışı zedeleyen ve uzun yıllardır binlerce davaya konu olan kıdem tazminatı sorununun öncelikle varlığının taraflarca kabulü, akabinde ortak akılla birlikte çözülmesi hem firmalarımıza, hem çalışanlarımıza hem de milli gelirimize olumlu katkı yapacak. Bu konuda yapılan araştırma ve tespitlere göre, hak ettiği kıdem tazminatını alabilen çalışanların oranının yüzde 8 gibi çok düşük bir nispette. Gelinen bu durum, mevcut kıdem tazminatı yasasının ve uygulamasının çalışanlar için hiç de olumlu bir noktada olmadığını açıkça göstermekte.
Özellikle işçi sayısı fazla olan firmalar, eğer bünyelerinde kıdem tazminatı fonu ayırmamışlarsa, ki vergi mevzuatı yüzünden genellikle ayırmazlar, mevcut tesislerinde çalışan işçilerinin tazminatlarını ödeyemedikleri ve kapatamadıkları için teşvikli bölgelere taşınma işlemini de gerçekleştiremiyorlar.
Bu durum, emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren firma ve fabrikaların, işsizliğin nispeten daha fazla olduğu Doğu ve Güneydoğu bölgelerine taşınmasının önünde başka bir engel teşkil etmekte ve mevcut sanayinin Anadolu'ya yayılmasını da zorlaştırmakta. Çalışma hayatının temel problemlerinden olan kıdem tazminatı sorunun çözümü için öne çıkan formülse, 2003 yılında yasada yerini bulan kıdem tazminatı fonu.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Bu Gün Sendikal Güç Birliğini Bekleyen Görevler

   Türk iş in içinde muhalefet oluşturmak üzere bir araya gelen 10 sendika(Sendikal Güç Birliği)İşçi ve emekçilerin mücadele merkezi olmak için harekete geçmelidir. Başta sağlıklı yaşam hakkı olmak üzere kıdem tazminatına karşı yapılan saldırılara karşı, sendikalar kanunu ile yandaş sendika oluşturulmasına karşı, kapitalizmin krizinin yeniden derinleştiği bu günlerde krizin yükünü emekçilerin sırtına yıkılmak istenmesine karşı emekçileri bilinçlendirmelidir. 

    Uyanan ve ekonomik olarak kurtuluşu sendikalarda ve sendikalaşmada gören OSB işçilerinin sendikalaşması için çalışmalı onların yanında olmalı.

   2012 yılının daha çok kadın sömürü yılı olmasını önlemek için etkinlikler düzenlemeli. 

Emperyalist ülkelerin bölgemiz halklarını dinsel nesepsel ve etnik temellerde parçalama çalışmalarına karşı yurtta barışı bölgemizde ve dünyamızda barışı savunmalı bu konuda geniş katılımlı gösteriler düzenlemeli tüm işçilerle birlikte mücadeleyi örgütle-melidir. Dindar gençlik yetiştirme projesinin en önce sendikal Birliği parçalayacağını her platformda söylemeli Tüm Emek örgütlerini bu konuda birleştirmek için çalışmalı ve din ve vicdan özgürlüğünü ön plana çıkartan etkinlikler düzenlemelidir.

  Sendikal Güç Birliği; Sözde 12 Eylülle hesaplaşma adına 12 Eylül darbesini aklamaya çalışanlara karşı Gerçek hesaplaşmayı savunmalı Darbe ile işçi ve emekçilerin ellerinden alınan tüm haklarının geri verilmesi için çalışmalı, mağdur olanların mağduriyetinin giderilmesi için etkinlikler düzenlemeli işçi ve emekçileri bu konuda eğitmelidir. 

   Aksi halde Demokratik güç birliği Türk işi küçültmek için işe yarayacak olan birlikteliği de dağılacak ve bu girişimde sermayenin işine yarayacaktır.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Dindar Gençlik Yetiştirme Meselesi



    Fazlaca düşünülmeden, kitleyi yedeklemek, coşturmak amacıyla söylenmiş bir cümle olduğunu zannediyorum. Aksi olması halinde yani gerçekten dindar bir nesil yetiştirmek isterse bir hükümet bunun bedelini tüm halk evlat acısı ile ödemek zorunda kalabilir.

     İnsanlık tarihinin son bin yılının içerisinde aynı dine mensup olup da farklı neseplere tabi topluluklar arasında ağır çatışmalar ve can kayıplarının yaşanması soncunda uluslar dinler ve nesepler karşısında devletin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini anlamışlardır. Ancak, hala anlamayanlar olmalı ki bu cümle 300 yıldır kaldırıldığı raflardan yine masa üstlerine indirilmek istenmektedir. Diyelim ki gerçekten tinerciliğe, fuuşa, kötü alışkanlıklara karşı önleyici bir mekanizma olarak dindar nesil yetiştirelim fakat hangi nesebe göre ve hangi dine göre yetiştirilecek bu gençlik.  

    Gençlerin nasıl bir dünyada yaşamak istediklerine bakılmaksızın bizlerin istediği bir dünyanın eğitimini genç beyinlere pompalayalım. Peki, Bizim Bu davranışımızın doğru olduğunu düşünen tüm dünya milletleri, hükümetleri de bizden bu güzel buluşu alıp uygulamaya kalkarlarsa vay anam yandım demeyecekmişsiniz. Almanya, fransa, İngiltere ABD de dindar gençlik üretmek isterse ve okullarında dindar Hıristiyanlar üretmeye kalkarsa ta buralardan oralara demokrasi, laiklik dersi vermeye kalkışılmayacak mı? O ülkelerin diktatör olduğu bu halka anlatılmaya çalışılmayacak mı?

    Yol yakınken, henüz kan akmamışken bu sevdadan vaaz geçilip indirilen dosya tarihin tozlu raflarına yeniden kaldırılmalıdır.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Cezayir Soy kırımı ve Türkiye’nin tutumu


Fransa’nın ve dostumuz olduğuna inanılan emperyalist devletlerin zaman zaman kendi iç siyasetlerinde ya da emperyalist çıkarları gerektirdiği için geçmişi kurcalayarak bizim ülkemizin de içinde olduğu ülkeleri makasa alıyorlar örneğin Fransa’nın ermeni soy kırımı yasasını kullanması gibi.
   
  Fransa’nın Ermeni halkını sevdiği ya da Ermenilere yakın olduğu için bu yasayı çıkarmaya çalıştığına inanmıyorum onların daha başka planları kesinlikle vardır. Ancak, kendi yöneticilerimizde çok dürüst davranmıyorlar. fransayı köşeye sıkıştırmak için Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini ve o savaşta Fransa’nın katliamını kullanmak istiyorlar. Ne olmuştu Cezayir de, ülkemizin tutumu o zaman nasıl olmuştu.1830 yılında Fransa’nın işgaline uğrayan Cezayir de 1954 yılında Cezayirli yurtseverler bağımsızlık için savaşmaya başladılar.9milyonluk Cezayir de 1,5 milyon insan ortadan kaldırıldı. Yüz binlercesi ülkesini terk etti, binlerce Cezayirli idam edildi. Bu savaşta Cezayirli yurtseverler sade Farınsa ile savaşmadı ülkesizinde üyesi olduğu NATO’yu da karşılarında buldular. Ülkemiz sadık bir NATO üyesi olduğunu ispatlamak için Fransa’nın yanında yer aldı ve Birleşmiş milletler görüşmelerinde Fransa’nın lehine oy kullandı.
   
   Yöneticilerimiz bu şekilde davranırken halkımız gizliden gizliye Cezayirli direnişçilere silah yarımında bulunuyordu Fransızlar ele geçirdikleri silahların Türk yapımı olduğunu öğrenince Türkiye’yi proteste etti. O zaman ki başbakan bu gün adından en çok söz edilen başbakandır. Ülkemiz Fransa’nın harekâtına karşı bence iyi bir dala sarılmamıştır. Türkiye Cezayir’i 31 Temmuz 1962 tarihinde tanımıştır

15 Ocak 2012 Pazar

Toplumsal Tabakalaşma Sistemleri


Toplumsal Tabakalaşma Nedir, Ne Demektir?

Neden toplumdaki kimi grupların ötekilerden daha fazla güçleri vardır? Toplumlardaki eşitsizlik düzeyleri hangi boyuttadır? Düşük toplumsal statüye ve basamağa sahip insanların yükselebilme ihtimali var mıdır, varsa ne kadardır?

Bu ve bu gibi soruların temel konuları, toplumsal eşitsizliklerin incelenmesi bakımından sosyolojinin en önemli ilgi alanlarından birisidir; çünkü insanların erişebildiği maddi kaynaklar, onların yaşamlarını büyük ölçüde belirlemektedir.

Toplumsal Tabakalaşma Sistemleri

İnsanlar arasındaki eşitsizliklere bütün toplumlarda rastlanabilmektedir. Bu tip eşitsizlikleri betimlemek için sosyologlar, "toplumsal tabakalaşma" kavramını kullanırlar. Tabakalaşma; "farklı insan gruplaşmaları arasındaki yapılaşmış eşitsizlikler" olarak tanımlanabilir.

Dünya çapında kabul gören ve sosyologların da üzerinde durduğu temelde dört tabakalaşma sisteminden bahsedilebilir: kölelik, kast, mülk sistemi ve sınıf. Bunların tamamı, bazı tabakalaşma durumlarında aynı anda bulunabilirler.

·  Sınıf Sistemi Nedir?


Ayrıca Lütfen Bakınız:

11 Ocak 2012 Çarşamba

Onbaşı yada terörist, kavram ve düşünce karışıklığı



   BDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Genelkurmay Başkanı hakkında anadilde eğitim konusunda yapmış olduğu bir açıklama nedeniyle  "onbaşı" demesi gündemde öne çıkmış bulunuyor. Bütün hükümet ve diğer muhalefet partileri de açıklama üzerine açıklama yayınladılar. Ancak emekli olmuş bir genelkurmay başkanına  terörist denmesine nedense çok da tepki vermediler.
    Keza her fırsatta ana muhalefet partisini İttihat ve Terakki’nin devamı olmakla suçlayan yetkililer 90 bin gencin kahpe düşmana bir kurşun bile sıkamadan donarak ölmelerini kahramanlık olarak sunuyorlar peki onlara kahraman olma fırsatını, kim verdi, kim bu şartları oluşturdu. tabiki Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa peki kim bunlar? en çok ana muhalefeti köşeye sıkıştırmak için kullanılan İttihat ve Terakki’nin yöneticileri. 

30 Aralık 2011 Cuma

Excell de Formiller


=EĞER(A1=1;A10; "")
A1 HÜCRESİNDEKİ KAYIT 1 E EŞİTSE FORMİLİ YAZDIĞINIZ KUTUYA A10'DA Kİ VERİYİ TAŞIR.
=EĞER(A7=350;A25;EĞER(A7=360;A26;EĞER(A7=308;P7;EĞER(A7=309;Q7;))))

28 Aralık 2011 Çarşamba

Excell de Makro kullanımı başlangıç


Makro ile bir hücredeki bütün yazıları büyük harfe dönüştürmek :
Sub buyharf()
For Each c In Selection.Cells
c.Value = UCase$(c.Value)
Next c
End Sub 

----------------------------------------------------------------------------------
Sub kucharf()
For Each c In Selection.Cells
c.Value = LCase$(c.Value)
Next c
End Sub 
---------------------------------------------------------------------------------
Bulunduğunuz satırdan itibaren aşağı doğru 8 satır silmek için kodu Kullanabilirsiniz.

Sub Sil()
i = ActiveCell.Row
a = i + 7
Rows(i & ":" & a).Select
Selection.Delete Shift:=xlUp
Range("A" & i).Select
End Sub
---------------------------------------------------------------------------------
Sayfa seçmek için;

Sub TumSayfayiSec()
    Cells.Select
End Sub

Vekile varda Bize yok mu?


    Evet, uzunca bir sessizliğin sonunda yine oy birliği ile kıyak yasa çıktı. Anlamışsınızdır milletvekillerine iki yıl vekillik sonucunda kıyak yeni haklardan bahsediyorum. Geçen hafta sayın bakana asgari ücretle ilgili bir soru sorulmuştu da bakanda eğer asgari ücret 1000TL olursa ekonomi batar, Yunanistan ‘a döneriz gibisinden bir açıklama yapmıştı. Ancak bir hafta geçmeden sayın bakan bir gecede kendilerine hayli bir fayda sağlayan devlete de hayli bir yük getiren vekile emeklilikte kıyak yasasını çıkartmışlardır.

     İşçi ve emekçileri ilgilendiren onların yararına ne varsa ülkeyi batırıyor onların zararına ne varsa da ülkeyi kalkındırıyor. Öyle güzel hazırlanmış ki bu denklemi  biraz daha uğraşılsa herkes buna neredeyse inanacak. Dört parti anlaşıyor yasayı çıkartıyorlar sonra buna vatandaşın tepkisinden çekinen partiler şov yapmaya soyunuyorlar. Yerseniz. Gelecekleri için ailelerinin biraz daha güvenceli ve rahat yaşaması için sendikalaşan işçilere, memurlara, çiftçilere devletin zor yüzünü gösterirlerken kendi çıkarlarına bir şeyler olduğu zaman devletin şefkatli yüzünü gösteriyorlar.

      Seçimlerde bizlerden oy isterlerken kendileri için bir şey istemediklerini ne istiyorlarsa halk ve ülke için istediklerini söylüyorlar sonrada, aslı açlık sınırından bile düşük bir gelirle güvencesiz yaşarken vekili refah içinde kral gibi yaşamaya devam ediyor, yetmeiyormuş gibi emekli olduklarında da kral gibi yaşama planları yapıyorlar. Sabaha karşı yine biz işçileri, ekçileri ilgilendiren gelir vergisi de yasalaştı.16 bin üyesinden topladığı imzaları meclise ulaştıran sendikalar göle bir maya çaldılar Nasrettin hoca misali ya tutarsa diye ama tutmadı. Şimdi bir B planı var mı? Bekleyip göreceğiz bu iş nereye kadar götürülecek kimler bu işe dahil edilecek ve hükümete ne gibi bir etkide bulunacak basın yayın kuruluşlarından ögeneceğiz.

24 Aralık 2011 Cumartesi

TeamViewer Portable

TeamViewer Portable
uzaktan PC destek ve ekran paylaşımı
TeamViewer uzaktan PC destek / kontrol ve ekran paylaşım aracı. Bu çevrimiçi yardım vermek için bir ortağın masaüstü uzaktan kontrol, güvenlik duvarları, IP adresleri ve NAT endişesi olmadan bir müşteri için ekran gösterebilir. Olarak paketlenmiş taşınabilir uygulamahalindeyken çalışmak böylece.
 - Destek PortableApps.com 'nin gelişimi ve barındırma
TeamViewer Portable ile kolayca entegre PortableApps.com Suite ™.
Özellikler
  • Tek bir paket, destek, yönetim ve ekran paylaşımı
  • Katılımsız sunucularının Uzaktan yönetim
  • Dosya transferi
  • Anahtar değişim ve AES (256 Bit) oturum kodlama.
  • Kurulum olmadan uzaktan destek
  • Ürünler, çözümler ve hizmetler Uzaktan tanıtımı
  • İşleri güvenlik duvarları arkasında


PROGRAM KULLANIMINI BURADAN ÖGRENEBİLİRSİNİZ

GHOST CD SİNİ BİLGİSAYARINIZA TAKIN VE BİLGİSAYARI YENİDEN BAŞLATIN.

GHOST 2003 ANLATIMI VE DİSK OLUŞTURUCUSU

Ghost Image Nedir: Kullandığımız hard diskin tamamının veya herhangi bir partitionunun bir kopyasını alarak ilerde Windows ta bir sorun yaşandığında hard diskimizi yada partitionu olduğu gibi geri yüklemeye yarayan programdır.

CD OLUŞTURUCU PROGRAM  winrar şeklinde sıkıştırılmış dosyadır indirdikten sonra üzerine iki kere tıklayarak açınız ve ıso dosyasına da iki kere tıklayınız otomatik olarak çalışacak cd sürücünüze bir CD takın ve tamama OK yada Enter ‘a basınız.


GHOST 3000 İLE TEMİZ BİR YEDEK ALMA İŞLEMİ RESİMLİ ANLATIM

FlashGot 1.3.6


         FlashGot 1.3.6

by Giorgio Maone

Download all the links, movies and audio clips of a page at the maximum speed with a single click, using the most popular, lightweight and reliable external download managers.

TeamViewer Portable

uzaktan PC destek ve ekran paylaşımı

TeamViewer uzaktan PC destek / kontrol ve ekran paylaşım aracı. Bu çevrimiçi yardım vermek için bir ortağın masaüstü uzaktan kontrol, güvenlik duvarları, IP adresleri ve NAT endişesi olmadan bir müşteri için ekran gösterebilir. Olarak paketlenmiş taşınabilir uygulamahalindeyken çalışmak böylece.

Özellikler

Ekran Görüntüsü
  • Tek bir paket, destek, yönetim ve ekran paylaşımı
  • Katılımsız sunucularının Uzaktan yönetim
  • Dosya transferi
  • Anahtar değişim ve AES (256 Bit) oturum kodlama.
  • Kurulum olmadan uzaktan destek
  • Ürünler, çözümler ve hizmetler Uzaktan tanıtımı
  • İşleri güvenlik duvarları arkasında


22 Aralık 2011 Perşembe

Ücretsiz Proxy sitesi

Yukarıdaki linke tıklayarak bağlantı ayarlarınızdan proxy ayarlarınız için gerekli olan IP no listesine ulaşabilirsiniz

20 Aralık 2011 Salı

21 Aralık 2011 GöREVİ

Emekçiler 21 Aralık da neden GöREVDE?
1-Grev hakkının yasal teminat altına alındığı bir toplu sözleşme düzeni için,
2-Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine son vermek için,
3-GSS kapsamında sağlık pirimi dayatmasına ve katkı payı,fark ücreti gibi yollarla ilave ücret alınmasına son verilmesi için,
4-"KHK Demokrasisi "ne son verilmesi için,
5-Her türlü güvencesiz çalışmaya son verilerek tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi sağlanması için,
6-Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması ,çalışma yaşamının demokratikleşmesi için,
7-Emekçilere dayatılan angarya ve zorunlu fazla mesaiye son verilmesi için,
8-Temel ücretlerin arttırılarak, eşit işe,eşit ücretin gerçekten hayat geçirilmesi için,
9-Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıması için,
10-Net asgari ücretin açlık sınırı olan bin TL 'ye çıkartılarak ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
11-Kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi sınıfının kazanılmış hakkına dönük saldırılara dur demek için,
12-Hukuksuz,haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi ve tutukluların serbest bırakılması için 21 Aralıkta greve gidiyorlar.
Kendine sendikacıyım diyen her insan evladının yukarıda yazılı olan gerekçelere duyarsız davranması beklenemez.Sendikacı olmak kravat takıp caka satmak, lüks arabalara binmek, işçinin kesesinden kral gibi yaşamak değildir. Kamu emekçisi olması yanında asgari ücretlinin de hakkını savunabilmektir.


13 Aralık 2011 Salı

TÜRK IŞ GENEL KURULU VE SENDIKAL GÜÇ BIRLIĞI


Türk iş in 20 genel kurulunda seçilen kumlu yönetimi 4 yıllık bir çalışmamanın sonuna gelmiş bulunmaktadır. Bu dört yıllık çalışmamanın son altı ayında Türk iş genel sekreterliğinden ayrılan Tek gıda iş genel başkanı ve yine Türk iş yönetim kurulundan istifa eden Belediye iş genel başkanının da aralarında bulunduğu 10 sendika kazan kaldırarak biz bu gidişe seyirci kalmayacağız dediler.8 bölgede 3 ay içerisinde toplantılar düzenlediler konferanslar yaptılar ve alternatif olduklarını göstermeye çalıştılar. Bütün bunlar olurken Türk iş başkanı kumlu biraz endişeli olmakla birlikte kendinden emin bir şekilde izledi.
Neydi bu Kıdem tazminatına yapılan saldırıya “gülün geçin” diyen, ssgss de hiç azgını açmayan, asgari ücretle hiç ilgilenmeyen, özelleştirmelere sessizce olur veren kendi yönetimdeki arkadaşını Tekel direnişinde yüzüstü bırakan, esnek çalışmaya taşeronlaşmaya ses çıkartmayan kumlu yönetimini cazip kılan neden neydi? Sendikal güç birliğine yönelmeyen sendikacıları ne sebep kumlunun listesine yönlendirmektedir. Daha buna benzer onlarca soru sorulabilir. Bir dönem sendikacılık yapmış bir işçi olarak buna benzer sorulara cevap üretmeye çalışacağım. Bir her şeyden önce sendikalar genel kurullarını tamamladıktan sonra Sendikal güç birliği bir güç olarak ortaya çıkmıştır. İki anti demokratik delege yönetmelikleriyle 50 yıllık sendika ağları sendika yönetiminin başında muazzam paralara hükmetmekte her şeye hakim olmaya devam etmektedir. Üç işten atılma endişesi ile bu patronlaşmış sendika ağalarının karşısına ciddi bir muhalefet çıkamamaktadır çıkanlarda bertaraf edilmektedir. Sarı sınıf uzlaşmacı sendikaların sayesinde iş yerlerinde bir işçi uzun süre çalışamadığı için etkili bir çevreleşme örgütlenme oluşturulamamaktadır. Bir birinden kopuk olan işçilerin karşısında 50 yıllık sendika ağaları devlet kadar örgütlü, oturdukları koltuklarından tüm şubeleri işçinin parası ile yönetmektedir alternatif guruplarsa birbirinden bi haber debelenip durmaktadır. Tabiki en büyük silah cahil bırakmadır Sendika ağaları gelirlerinin önemli bir bölümünü eğitime harcamalarına karşın bundan işçi gerçek manada yaralandırılmayarak işçi yozlaştırılmakta, tarikatlaştırılmakta, işçi gibi düşünmeyecek şekilde körleştirilmektedir. Bütün bunların üzerine Sendikal güç birliği de dar zamanda tüm Türkiye’ye kendini anlatamamış, işyerlerinden başlayarak Türk iş üst kurul delegelerine bire bir markaj uygulayarak işçi baskısı oluşturamamıştır. Seçim kaybedilmiştir anca mücadele sürmelidir.4 yıl Türk işin içinde hangi sendikada bir sorun var oraya toplanarak sendikaların başına çöreklenmiş ağaları uzaklaştırmak için o sendikanın içerisinden muhalefet oluşturarak bu muhaliflerin başına bir iş geldiğinde bu 10 sendikanın tamamının karşı koyuşu ile o işçilere sahip çıkarak, şubelerinin oldukları illerde sendikaları üzerinden eğitimleri düzenleyerek şubeleri yoksa her ay bir panel şeklinde eğitimleri sürekli yaparak, sendika ağalarının ellerinde bulunan olanakların bir benzerini ağaların yıkılması için uğraşan ekiplere tahsis ederek, her ilde işçi dayanışma merkezleri adı altında örgütlenerek bu ağaların sendikalarına ve kendi sendikalarına yeni üyeler kazanarak, kendilerini temizleyerek işçilerin gözüne tertemiz çıkarak elbette bu çark parçalanabilir. Aksi halde Kumlu gider kavlak daha genç yönetici olarak 20 sene daha Türk iş in başına gelir.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemleri neler olduğu hakkında


Tarih 05/09/2011
Sayı B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-61-13-685
Kapsam


T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı :B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-61-13-685

 

05/09/2011

 

Konu:Aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemleri neler olduğu hakkında.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; ...'nda kadro karşılığı sözleşmeli personel olarak çalıştığınızı, brüt ücretinizin sözleşme ücreti, özel hizmet tazminatı, dil tazminatı ve çalıştığınız kurum tarafından sosyal güvenlik kurumuna ödenen primlerin toplamından oluştuğunu düşündüğünüzü belirterek, bireysel emeklilik sistemine ödeyeceğiniz katkı paylarının üst limitlerini belirlemek amacıyla aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemlerinin neler olduğu hususunda Başkanlığımızdan görüş talep etmektesiniz.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almıştır.

Yine aynı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında ücretin gerçek safi değerinin işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından, aynı maddede 1-5 inci bentlerde sayılan indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar olduğu hükme bağlanmış olup, söz konusu fıkranın 3 üncü bendinde ise "(4697 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen bent Yürürlük; 07.10.2001) Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları.

İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5'ini) ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu oranı % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir....." hükmüne yer verilmektedir.

Öte yandan konuya ilişkin olarak çıkarılan 3 No'lu Gelir Vergisi Sirküleri'nin "3.1 Ödenen Katkı Payı ve Primlerin Vergi Matrahının Tespitinde İndirimi" başlıklı bölümünde; İndirim konusu yapılacak katkı payı ve prim tutarının tespitinde esas alınacak ücretin işveren tarafından çalışana hizmeti karşılığında ödenen aylık (maaş), prim, ikramiye, sosyal yardımlar ve zamlar gibi sürekli nitelikteki ödemelerin brüt tutarlarının toplamı olacağı, gider karşılığı olarak ödenen tutarların (yapılan gerçek bir giderin karşılığı olsun olmasın) dikkate alınmayacağı, ayrıca, bir takvim yılı içerisinde bireysel emeklilik ve diğer şahıs sigorta primleri ile ilgili olarak yapılabilecek indirim tutarının asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacağı, bu sınırlamanın yıllık bazda dikkate alınacağı, yıl içinde asgari ücret tutarında meydana gelebilecek değişikliklerin indirim yapılacak tutarların hesabında dikkate alınacağı açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, ilgili ayda işveren kurumca tarafınıza ödenen sözleşme ücreti, dil tazminatı gibi sürekli nitelikteki ödemeler brüt ücret tutarınızı oluşturacak olup, söz konusu tutardan kanunen belirlenen indirimler (sosyal sigorta primleri, bireysel emeklilik katkı payları gibi.) yapıldıktan sonra vergiye tabi ücret matrahına ulaşılacaktır.

Söz konusu brüt ücret tutarından bireysel emeklilik katkı payları indirim konusu yapılırken brüt ücretin %10'una kadar olan kısmının dikkate alınacağı tabiidir.

8 Aralık 2011 Perşembe

Vergide azami ücrette asgari

   Aralık ayının başlaması ile birlikte 5,5 milyon çıvarında işçiyi ilgilendiren Asgari ücretin tespiti ve 7 milyona yakın tüm ücretlileri ilgilendiren gelir vergisi oranları ve dilimlerinin görüşmeleri de başladı. Yani ücretliler için özelliklede asgari ücretliler için önemli bir dönemin içerisinden geçilmektedir.

   Ülkemizdeki gelir vergisi ilkelerinden ‘Az kazanandan az çok kazanandan çok’ ilkesi son yıllarda Az kazanandan alabileceğinin en fazlası vergi al çok kazanana da yapacağın indirimin en fazlasını ver şeklinde uygulanmakta. Emek örgütleri sendikalar her ay binlerce TL. Ödeyerek açlık ve yoksulluk sınırı araştırmaları yaptırıyorlar ne işe yarıyor bilmiyorum ama 7 milyon ücretliyi ilgilendiren gelir vergisi kademesi ve oranı belirlenirken kullanılmadığı kesin. Ya da asgari ücretin tespitinde kullanılmadığı kesin. Türk-iş in açlık sınırı 926,58TL, memur senin açlık sınırı bin 26TL,DİSK’in açlık sınır ise 992TL.olarak açıklanmıştır.

Mesele açıklamayla bitmiyor bu açıklanan rakamlara da inanmak gerekiyor. Sendikalardan beklenen açıklamalar yapmaları değil. Öncelikle, inandırıcı ve kararlı bir çıkışla bu açıkladıklarının arkasında durarak önce 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında geçerli olan brüt 837,00TL asgari ücretten kesilen106,72TL Gelir vergisinin iptali, için mücadele etmeleri, ardından da en düşük ücreti açıkladıkları açlık sınırı olan bin TL düzeyine çıkarmak için her türlü girişimde bulunmalıdırlar. Her platformda bakanlar, yetkili kişiler ekonomik istikrardan, zenginlikten, kalkınmadan hatta Almanya ya bile ekonomik modellikten bahsediyorlar oralardaki krizden bahsediyorlar fakat oralardaki asgari ücretten bahsetmiyorlar. 

   Fransa, İspanya, Yunanistan, İrlanda, Belçika, Hollanda gibi AB ülkelerindeki asgari ücret Euro bazında bizdekinin en az iki katı fazla olmasından hiç bahsetmiyorlar. Ücretlilerin gelir vergisi yükü de hayli yüksek ve adaletsiz. Düşük gelirli kesimlerin vergi dilimleri daha sıklaştırılırken yüksek gelirlilerin vergi dilimi 53bin TL. de sabit oranlı vergiye dönüşmekte yani çok kazanandan sabit az kazanandan artarak ilkesi uygulanmakta. Bir diğer adaletsiz vergi sistemi de dolaylı vergilerdir (yani sendikacıların uğraşması gereken iş aslında çok, ayda birkaç istatistikle bitmiyor)Bu tür vergilerde biz ücretli kesimin üzerinde ezici bir yük olamaya devam etmektedir. Bir ay çalışması karşılığında ücretini alan bir asgari ücretli ile patronu tükettikleri mal ve hizmetlere aynı ürünler için aynı oranda vergi ödemekteler. 

   Ücretli aldığı asgari ücretle ayın sonunu nasıl getireceğim diye düşünürken patronu bu sene hangi lüks araba moda acaba diye düşünmekte yani biri temel insani ihtiyaçları için zorlanmakta iken diğeri lüks içinde yaşamaya devam etmekte Parası olana en son yapılan teşvik Paralı askerli asgari ücretlinin neyine paralı askerlik aslanlar gibi gidip vatani görevini tamamlayıp gelip bir an önce asgari ücretine kavuşması lazım Allah korusun onu da bulamayabilir, işi rast giderse belki askerliğini yaptığı için kamuda bile iş bulabilir. 

   İlerde de anayasal bir hizmete katıldığı için yatıramadığı SSK Primi’ni de yatırarak emekli olduğunda çokça emekli maaşı da alabilir işte burada asgari ücretli korunmaktadır askere gittiği için sonradan pirim borçlanması yaparak hak kaybı yaşamıyor ama Paralı askerlik yapanlar sonradan prim borcu ödeyemeyecekler yani hak kaybına uğratılmışlar ama bu anayasaya aykırı olsun ilerde bir yasa ile bu arkadaşlara yapmadıkları askerliğine pirim borçlarını ödettirirler hak kaybı düzeltilir. Kimsenin hakkını kimseye geçirmemek lazım. 

   Yani açıklama yapan sendikacıların belki bu konularda dikkatlerini çeker inşallah bir sendikacı bloğu okur da aslında yapacak ne kadar çok iş varmış diye ürkmez. Bir gün çıkıp da ücretli insanlar ailelerinin ihtiyacı olan ücretlerini, işlerini bırakıp Anayasal bir görev olan askerlik hizmetlerini yapmaya gidiyorlar, bir gelir kayıpları oluyor bu karşılanmıyor, bari askerlikte geçen süre SSK’lı sayılsınlar ya da primlerini devlet yatırsın demiyor, bundan daha masum ve adaletli ne istenebilir ki?

İdal kilo ve idal kiloya ulaşmak

İdeal kilo nedir?  İdeal kilo, kişinin sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürebilmesi için sahip olması gereken yaklaşık vücut ağırlığıdır. Y...

Son 30 günde En çok görüntülenen