18 Ocak 2012 Çarşamba

Cezayir Soy kırımı ve Türkiye’nin tutumu


Fransa’nın ve dostumuz olduğuna inanılan emperyalist devletlerin zaman zaman kendi iç siyasetlerinde ya da emperyalist çıkarları gerektirdiği için geçmişi kurcalayarak bizim ülkemizin de içinde olduğu ülkeleri makasa alıyorlar örneğin Fransa’nın ermeni soy kırımı yasasını kullanması gibi.
   
  Fransa’nın Ermeni halkını sevdiği ya da Ermenilere yakın olduğu için bu yasayı çıkarmaya çalıştığına inanmıyorum onların daha başka planları kesinlikle vardır. Ancak, kendi yöneticilerimizde çok dürüst davranmıyorlar. fransayı köşeye sıkıştırmak için Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini ve o savaşta Fransa’nın katliamını kullanmak istiyorlar. Ne olmuştu Cezayir de, ülkemizin tutumu o zaman nasıl olmuştu.1830 yılında Fransa’nın işgaline uğrayan Cezayir de 1954 yılında Cezayirli yurtseverler bağımsızlık için savaşmaya başladılar.9milyonluk Cezayir de 1,5 milyon insan ortadan kaldırıldı. Yüz binlercesi ülkesini terk etti, binlerce Cezayirli idam edildi. Bu savaşta Cezayirli yurtseverler sade Farınsa ile savaşmadı ülkesizinde üyesi olduğu NATO’yu da karşılarında buldular. Ülkemiz sadık bir NATO üyesi olduğunu ispatlamak için Fransa’nın yanında yer aldı ve Birleşmiş milletler görüşmelerinde Fransa’nın lehine oy kullandı.
   
   Yöneticilerimiz bu şekilde davranırken halkımız gizliden gizliye Cezayirli direnişçilere silah yarımında bulunuyordu Fransızlar ele geçirdikleri silahların Türk yapımı olduğunu öğrenince Türkiye’yi proteste etti. O zaman ki başbakan bu gün adından en çok söz edilen başbakandır. Ülkemiz Fransa’nın harekâtına karşı bence iyi bir dala sarılmamıştır. Türkiye Cezayir’i 31 Temmuz 1962 tarihinde tanımıştır

15 Ocak 2012 Pazar

Toplumsal Tabakalaşma Sistemleri


Toplumsal Tabakalaşma Nedir, Ne Demektir?

Neden toplumdaki kimi grupların ötekilerden daha fazla güçleri vardır? Toplumlardaki eşitsizlik düzeyleri hangi boyuttadır? Düşük toplumsal statüye ve basamağa sahip insanların yükselebilme ihtimali var mıdır, varsa ne kadardır?

Bu ve bu gibi soruların temel konuları, toplumsal eşitsizliklerin incelenmesi bakımından sosyolojinin en önemli ilgi alanlarından birisidir; çünkü insanların erişebildiği maddi kaynaklar, onların yaşamlarını büyük ölçüde belirlemektedir.

Toplumsal Tabakalaşma Sistemleri

İnsanlar arasındaki eşitsizliklere bütün toplumlarda rastlanabilmektedir. Bu tip eşitsizlikleri betimlemek için sosyologlar, "toplumsal tabakalaşma" kavramını kullanırlar. Tabakalaşma; "farklı insan gruplaşmaları arasındaki yapılaşmış eşitsizlikler" olarak tanımlanabilir.

Dünya çapında kabul gören ve sosyologların da üzerinde durduğu temelde dört tabakalaşma sisteminden bahsedilebilir: kölelik, kast, mülk sistemi ve sınıf. Bunların tamamı, bazı tabakalaşma durumlarında aynı anda bulunabilirler.

·  Sınıf Sistemi Nedir?


Ayrıca Lütfen Bakınız:

11 Ocak 2012 Çarşamba

Onbaşı yada terörist, kavram ve düşünce karışıklığı



   BDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Genelkurmay Başkanı hakkında anadilde eğitim konusunda yapmış olduğu bir açıklama nedeniyle  "onbaşı" demesi gündemde öne çıkmış bulunuyor. Bütün hükümet ve diğer muhalefet partileri de açıklama üzerine açıklama yayınladılar. Ancak emekli olmuş bir genelkurmay başkanına  terörist denmesine nedense çok da tepki vermediler.
    Keza her fırsatta ana muhalefet partisini İttihat ve Terakki’nin devamı olmakla suçlayan yetkililer 90 bin gencin kahpe düşmana bir kurşun bile sıkamadan donarak ölmelerini kahramanlık olarak sunuyorlar peki onlara kahraman olma fırsatını, kim verdi, kim bu şartları oluşturdu. tabiki Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa peki kim bunlar? en çok ana muhalefeti köşeye sıkıştırmak için kullanılan İttihat ve Terakki’nin yöneticileri. 

30 Aralık 2011 Cuma

Excell de Formiller


=EĞER(A1=1;A10; "")
A1 HÜCRESİNDEKİ KAYIT 1 E EŞİTSE FORMİLİ YAZDIĞINIZ KUTUYA A10'DA Kİ VERİYİ TAŞIR.
=EĞER(A7=350;A25;EĞER(A7=360;A26;EĞER(A7=308;P7;EĞER(A7=309;Q7;))))

28 Aralık 2011 Çarşamba

Excell de Makro kullanımı başlangıç


Makro ile bir hücredeki bütün yazıları büyük harfe dönüştürmek :
Sub buyharf()
For Each c In Selection.Cells
c.Value = UCase$(c.Value)
Next c
End Sub 

----------------------------------------------------------------------------------
Sub kucharf()
For Each c In Selection.Cells
c.Value = LCase$(c.Value)
Next c
End Sub 
---------------------------------------------------------------------------------
Bulunduğunuz satırdan itibaren aşağı doğru 8 satır silmek için kodu Kullanabilirsiniz.

Sub Sil()
i = ActiveCell.Row
a = i + 7
Rows(i & ":" & a).Select
Selection.Delete Shift:=xlUp
Range("A" & i).Select
End Sub
---------------------------------------------------------------------------------
Sayfa seçmek için;

Sub TumSayfayiSec()
    Cells.Select
End Sub

Vekile varda Bize yok mu?


    Evet, uzunca bir sessizliğin sonunda yine oy birliği ile kıyak yasa çıktı. Anlamışsınızdır milletvekillerine iki yıl vekillik sonucunda kıyak yeni haklardan bahsediyorum. Geçen hafta sayın bakana asgari ücretle ilgili bir soru sorulmuştu da bakanda eğer asgari ücret 1000TL olursa ekonomi batar, Yunanistan ‘a döneriz gibisinden bir açıklama yapmıştı. Ancak bir hafta geçmeden sayın bakan bir gecede kendilerine hayli bir fayda sağlayan devlete de hayli bir yük getiren vekile emeklilikte kıyak yasasını çıkartmışlardır.

     İşçi ve emekçileri ilgilendiren onların yararına ne varsa ülkeyi batırıyor onların zararına ne varsa da ülkeyi kalkındırıyor. Öyle güzel hazırlanmış ki bu denklemi  biraz daha uğraşılsa herkes buna neredeyse inanacak. Dört parti anlaşıyor yasayı çıkartıyorlar sonra buna vatandaşın tepkisinden çekinen partiler şov yapmaya soyunuyorlar. Yerseniz. Gelecekleri için ailelerinin biraz daha güvenceli ve rahat yaşaması için sendikalaşan işçilere, memurlara, çiftçilere devletin zor yüzünü gösterirlerken kendi çıkarlarına bir şeyler olduğu zaman devletin şefkatli yüzünü gösteriyorlar.

      Seçimlerde bizlerden oy isterlerken kendileri için bir şey istemediklerini ne istiyorlarsa halk ve ülke için istediklerini söylüyorlar sonrada, aslı açlık sınırından bile düşük bir gelirle güvencesiz yaşarken vekili refah içinde kral gibi yaşamaya devam ediyor, yetmeiyormuş gibi emekli olduklarında da kral gibi yaşama planları yapıyorlar. Sabaha karşı yine biz işçileri, ekçileri ilgilendiren gelir vergisi de yasalaştı.16 bin üyesinden topladığı imzaları meclise ulaştıran sendikalar göle bir maya çaldılar Nasrettin hoca misali ya tutarsa diye ama tutmadı. Şimdi bir B planı var mı? Bekleyip göreceğiz bu iş nereye kadar götürülecek kimler bu işe dahil edilecek ve hükümete ne gibi bir etkide bulunacak basın yayın kuruluşlarından ögeneceğiz.

24 Aralık 2011 Cumartesi

TeamViewer Portable

TeamViewer Portable
uzaktan PC destek ve ekran paylaşımı
TeamViewer uzaktan PC destek / kontrol ve ekran paylaşım aracı. Bu çevrimiçi yardım vermek için bir ortağın masaüstü uzaktan kontrol, güvenlik duvarları, IP adresleri ve NAT endişesi olmadan bir müşteri için ekran gösterebilir. Olarak paketlenmiş taşınabilir uygulamahalindeyken çalışmak böylece.
 - Destek PortableApps.com 'nin gelişimi ve barındırma
TeamViewer Portable ile kolayca entegre PortableApps.com Suite ™.
Özellikler
  • Tek bir paket, destek, yönetim ve ekran paylaşımı
  • Katılımsız sunucularının Uzaktan yönetim
  • Dosya transferi
  • Anahtar değişim ve AES (256 Bit) oturum kodlama.
  • Kurulum olmadan uzaktan destek
  • Ürünler, çözümler ve hizmetler Uzaktan tanıtımı
  • İşleri güvenlik duvarları arkasında


PROGRAM KULLANIMINI BURADAN ÖGRENEBİLİRSİNİZ

GHOST CD SİNİ BİLGİSAYARINIZA TAKIN VE BİLGİSAYARI YENİDEN BAŞLATIN.

GHOST 2003 ANLATIMI VE DİSK OLUŞTURUCUSU

Ghost Image Nedir: Kullandığımız hard diskin tamamının veya herhangi bir partitionunun bir kopyasını alarak ilerde Windows ta bir sorun yaşandığında hard diskimizi yada partitionu olduğu gibi geri yüklemeye yarayan programdır.

CD OLUŞTURUCU PROGRAM  winrar şeklinde sıkıştırılmış dosyadır indirdikten sonra üzerine iki kere tıklayarak açınız ve ıso dosyasına da iki kere tıklayınız otomatik olarak çalışacak cd sürücünüze bir CD takın ve tamama OK yada Enter ‘a basınız.


GHOST 3000 İLE TEMİZ BİR YEDEK ALMA İŞLEMİ RESİMLİ ANLATIM

FlashGot 1.3.6


         FlashGot 1.3.6

by Giorgio Maone

Download all the links, movies and audio clips of a page at the maximum speed with a single click, using the most popular, lightweight and reliable external download managers.

TeamViewer Portable

uzaktan PC destek ve ekran paylaşımı

TeamViewer uzaktan PC destek / kontrol ve ekran paylaşım aracı. Bu çevrimiçi yardım vermek için bir ortağın masaüstü uzaktan kontrol, güvenlik duvarları, IP adresleri ve NAT endişesi olmadan bir müşteri için ekran gösterebilir. Olarak paketlenmiş taşınabilir uygulamahalindeyken çalışmak böylece.

Özellikler

Ekran Görüntüsü
  • Tek bir paket, destek, yönetim ve ekran paylaşımı
  • Katılımsız sunucularının Uzaktan yönetim
  • Dosya transferi
  • Anahtar değişim ve AES (256 Bit) oturum kodlama.
  • Kurulum olmadan uzaktan destek
  • Ürünler, çözümler ve hizmetler Uzaktan tanıtımı
  • İşleri güvenlik duvarları arkasında


22 Aralık 2011 Perşembe

Ücretsiz Proxy sitesi

Yukarıdaki linke tıklayarak bağlantı ayarlarınızdan proxy ayarlarınız için gerekli olan IP no listesine ulaşabilirsiniz

20 Aralık 2011 Salı

21 Aralık 2011 GöREVİ

Emekçiler 21 Aralık da neden GöREVDE?
1-Grev hakkının yasal teminat altına alındığı bir toplu sözleşme düzeni için,
2-Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine son vermek için,
3-GSS kapsamında sağlık pirimi dayatmasına ve katkı payı,fark ücreti gibi yollarla ilave ücret alınmasına son verilmesi için,
4-"KHK Demokrasisi "ne son verilmesi için,
5-Her türlü güvencesiz çalışmaya son verilerek tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi sağlanması için,
6-Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması ,çalışma yaşamının demokratikleşmesi için,
7-Emekçilere dayatılan angarya ve zorunlu fazla mesaiye son verilmesi için,
8-Temel ücretlerin arttırılarak, eşit işe,eşit ücretin gerçekten hayat geçirilmesi için,
9-Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıması için,
10-Net asgari ücretin açlık sınırı olan bin TL 'ye çıkartılarak ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
11-Kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi sınıfının kazanılmış hakkına dönük saldırılara dur demek için,
12-Hukuksuz,haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi ve tutukluların serbest bırakılması için 21 Aralıkta greve gidiyorlar.
Kendine sendikacıyım diyen her insan evladının yukarıda yazılı olan gerekçelere duyarsız davranması beklenemez.Sendikacı olmak kravat takıp caka satmak, lüks arabalara binmek, işçinin kesesinden kral gibi yaşamak değildir. Kamu emekçisi olması yanında asgari ücretlinin de hakkını savunabilmektir.


13 Aralık 2011 Salı

TÜRK IŞ GENEL KURULU VE SENDIKAL GÜÇ BIRLIĞI


Türk iş in 20 genel kurulunda seçilen kumlu yönetimi 4 yıllık bir çalışmamanın sonuna gelmiş bulunmaktadır. Bu dört yıllık çalışmamanın son altı ayında Türk iş genel sekreterliğinden ayrılan Tek gıda iş genel başkanı ve yine Türk iş yönetim kurulundan istifa eden Belediye iş genel başkanının da aralarında bulunduğu 10 sendika kazan kaldırarak biz bu gidişe seyirci kalmayacağız dediler.8 bölgede 3 ay içerisinde toplantılar düzenlediler konferanslar yaptılar ve alternatif olduklarını göstermeye çalıştılar. Bütün bunlar olurken Türk iş başkanı kumlu biraz endişeli olmakla birlikte kendinden emin bir şekilde izledi.
Neydi bu Kıdem tazminatına yapılan saldırıya “gülün geçin” diyen, ssgss de hiç azgını açmayan, asgari ücretle hiç ilgilenmeyen, özelleştirmelere sessizce olur veren kendi yönetimdeki arkadaşını Tekel direnişinde yüzüstü bırakan, esnek çalışmaya taşeronlaşmaya ses çıkartmayan kumlu yönetimini cazip kılan neden neydi? Sendikal güç birliğine yönelmeyen sendikacıları ne sebep kumlunun listesine yönlendirmektedir. Daha buna benzer onlarca soru sorulabilir. Bir dönem sendikacılık yapmış bir işçi olarak buna benzer sorulara cevap üretmeye çalışacağım. Bir her şeyden önce sendikalar genel kurullarını tamamladıktan sonra Sendikal güç birliği bir güç olarak ortaya çıkmıştır. İki anti demokratik delege yönetmelikleriyle 50 yıllık sendika ağları sendika yönetiminin başında muazzam paralara hükmetmekte her şeye hakim olmaya devam etmektedir. Üç işten atılma endişesi ile bu patronlaşmış sendika ağalarının karşısına ciddi bir muhalefet çıkamamaktadır çıkanlarda bertaraf edilmektedir. Sarı sınıf uzlaşmacı sendikaların sayesinde iş yerlerinde bir işçi uzun süre çalışamadığı için etkili bir çevreleşme örgütlenme oluşturulamamaktadır. Bir birinden kopuk olan işçilerin karşısında 50 yıllık sendika ağaları devlet kadar örgütlü, oturdukları koltuklarından tüm şubeleri işçinin parası ile yönetmektedir alternatif guruplarsa birbirinden bi haber debelenip durmaktadır. Tabiki en büyük silah cahil bırakmadır Sendika ağaları gelirlerinin önemli bir bölümünü eğitime harcamalarına karşın bundan işçi gerçek manada yaralandırılmayarak işçi yozlaştırılmakta, tarikatlaştırılmakta, işçi gibi düşünmeyecek şekilde körleştirilmektedir. Bütün bunların üzerine Sendikal güç birliği de dar zamanda tüm Türkiye’ye kendini anlatamamış, işyerlerinden başlayarak Türk iş üst kurul delegelerine bire bir markaj uygulayarak işçi baskısı oluşturamamıştır. Seçim kaybedilmiştir anca mücadele sürmelidir.4 yıl Türk işin içinde hangi sendikada bir sorun var oraya toplanarak sendikaların başına çöreklenmiş ağaları uzaklaştırmak için o sendikanın içerisinden muhalefet oluşturarak bu muhaliflerin başına bir iş geldiğinde bu 10 sendikanın tamamının karşı koyuşu ile o işçilere sahip çıkarak, şubelerinin oldukları illerde sendikaları üzerinden eğitimleri düzenleyerek şubeleri yoksa her ay bir panel şeklinde eğitimleri sürekli yaparak, sendika ağalarının ellerinde bulunan olanakların bir benzerini ağaların yıkılması için uğraşan ekiplere tahsis ederek, her ilde işçi dayanışma merkezleri adı altında örgütlenerek bu ağaların sendikalarına ve kendi sendikalarına yeni üyeler kazanarak, kendilerini temizleyerek işçilerin gözüne tertemiz çıkarak elbette bu çark parçalanabilir. Aksi halde Kumlu gider kavlak daha genç yönetici olarak 20 sene daha Türk iş in başına gelir.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemleri neler olduğu hakkında


Tarih 05/09/2011
Sayı B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-61-13-685
Kapsam


T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı :B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-61-13-685

 

05/09/2011

 

Konu:Aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemleri neler olduğu hakkında.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; ...'nda kadro karşılığı sözleşmeli personel olarak çalıştığınızı, brüt ücretinizin sözleşme ücreti, özel hizmet tazminatı, dil tazminatı ve çalıştığınız kurum tarafından sosyal güvenlik kurumuna ödenen primlerin toplamından oluştuğunu düşündüğünüzü belirterek, bireysel emeklilik sistemine ödeyeceğiniz katkı paylarının üst limitlerini belirlemek amacıyla aylık brüt ücret miktarını oluşturan gelir kalemlerinin neler olduğu hususunda Başkanlığımızdan görüş talep etmektesiniz.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almıştır.

Yine aynı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında ücretin gerçek safi değerinin işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından, aynı maddede 1-5 inci bentlerde sayılan indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar olduğu hükme bağlanmış olup, söz konusu fıkranın 3 üncü bendinde ise "(4697 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen bent Yürürlük; 07.10.2001) Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları.

İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5'ini) ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu oranı % 20 oranına kadar (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için % 10 oranına kadar) artırmaya ve belirtilen haddi asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir....." hükmüne yer verilmektedir.

Öte yandan konuya ilişkin olarak çıkarılan 3 No'lu Gelir Vergisi Sirküleri'nin "3.1 Ödenen Katkı Payı ve Primlerin Vergi Matrahının Tespitinde İndirimi" başlıklı bölümünde; İndirim konusu yapılacak katkı payı ve prim tutarının tespitinde esas alınacak ücretin işveren tarafından çalışana hizmeti karşılığında ödenen aylık (maaş), prim, ikramiye, sosyal yardımlar ve zamlar gibi sürekli nitelikteki ödemelerin brüt tutarlarının toplamı olacağı, gider karşılığı olarak ödenen tutarların (yapılan gerçek bir giderin karşılığı olsun olmasın) dikkate alınmayacağı, ayrıca, bir takvim yılı içerisinde bireysel emeklilik ve diğer şahıs sigorta primleri ile ilgili olarak yapılabilecek indirim tutarının asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacağı, bu sınırlamanın yıllık bazda dikkate alınacağı, yıl içinde asgari ücret tutarında meydana gelebilecek değişikliklerin indirim yapılacak tutarların hesabında dikkate alınacağı açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, ilgili ayda işveren kurumca tarafınıza ödenen sözleşme ücreti, dil tazminatı gibi sürekli nitelikteki ödemeler brüt ücret tutarınızı oluşturacak olup, söz konusu tutardan kanunen belirlenen indirimler (sosyal sigorta primleri, bireysel emeklilik katkı payları gibi.) yapıldıktan sonra vergiye tabi ücret matrahına ulaşılacaktır.

Söz konusu brüt ücret tutarından bireysel emeklilik katkı payları indirim konusu yapılırken brüt ücretin %10'una kadar olan kısmının dikkate alınacağı tabiidir.

8 Aralık 2011 Perşembe

Vergide azami ücrette asgari

   Aralık ayının başlaması ile birlikte 5,5 milyon çıvarında işçiyi ilgilendiren Asgari ücretin tespiti ve 7 milyona yakın tüm ücretlileri ilgilendiren gelir vergisi oranları ve dilimlerinin görüşmeleri de başladı. Yani ücretliler için özelliklede asgari ücretliler için önemli bir dönemin içerisinden geçilmektedir.

   Ülkemizdeki gelir vergisi ilkelerinden ‘Az kazanandan az çok kazanandan çok’ ilkesi son yıllarda Az kazanandan alabileceğinin en fazlası vergi al çok kazanana da yapacağın indirimin en fazlasını ver şeklinde uygulanmakta. Emek örgütleri sendikalar her ay binlerce TL. Ödeyerek açlık ve yoksulluk sınırı araştırmaları yaptırıyorlar ne işe yarıyor bilmiyorum ama 7 milyon ücretliyi ilgilendiren gelir vergisi kademesi ve oranı belirlenirken kullanılmadığı kesin. Ya da asgari ücretin tespitinde kullanılmadığı kesin. Türk-iş in açlık sınırı 926,58TL, memur senin açlık sınırı bin 26TL,DİSK’in açlık sınır ise 992TL.olarak açıklanmıştır.

Mesele açıklamayla bitmiyor bu açıklanan rakamlara da inanmak gerekiyor. Sendikalardan beklenen açıklamalar yapmaları değil. Öncelikle, inandırıcı ve kararlı bir çıkışla bu açıkladıklarının arkasında durarak önce 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında geçerli olan brüt 837,00TL asgari ücretten kesilen106,72TL Gelir vergisinin iptali, için mücadele etmeleri, ardından da en düşük ücreti açıkladıkları açlık sınırı olan bin TL düzeyine çıkarmak için her türlü girişimde bulunmalıdırlar. Her platformda bakanlar, yetkili kişiler ekonomik istikrardan, zenginlikten, kalkınmadan hatta Almanya ya bile ekonomik modellikten bahsediyorlar oralardaki krizden bahsediyorlar fakat oralardaki asgari ücretten bahsetmiyorlar. 

   Fransa, İspanya, Yunanistan, İrlanda, Belçika, Hollanda gibi AB ülkelerindeki asgari ücret Euro bazında bizdekinin en az iki katı fazla olmasından hiç bahsetmiyorlar. Ücretlilerin gelir vergisi yükü de hayli yüksek ve adaletsiz. Düşük gelirli kesimlerin vergi dilimleri daha sıklaştırılırken yüksek gelirlilerin vergi dilimi 53bin TL. de sabit oranlı vergiye dönüşmekte yani çok kazanandan sabit az kazanandan artarak ilkesi uygulanmakta. Bir diğer adaletsiz vergi sistemi de dolaylı vergilerdir (yani sendikacıların uğraşması gereken iş aslında çok, ayda birkaç istatistikle bitmiyor)Bu tür vergilerde biz ücretli kesimin üzerinde ezici bir yük olamaya devam etmektedir. Bir ay çalışması karşılığında ücretini alan bir asgari ücretli ile patronu tükettikleri mal ve hizmetlere aynı ürünler için aynı oranda vergi ödemekteler. 

   Ücretli aldığı asgari ücretle ayın sonunu nasıl getireceğim diye düşünürken patronu bu sene hangi lüks araba moda acaba diye düşünmekte yani biri temel insani ihtiyaçları için zorlanmakta iken diğeri lüks içinde yaşamaya devam etmekte Parası olana en son yapılan teşvik Paralı askerli asgari ücretlinin neyine paralı askerlik aslanlar gibi gidip vatani görevini tamamlayıp gelip bir an önce asgari ücretine kavuşması lazım Allah korusun onu da bulamayabilir, işi rast giderse belki askerliğini yaptığı için kamuda bile iş bulabilir. 

   İlerde de anayasal bir hizmete katıldığı için yatıramadığı SSK Primi’ni de yatırarak emekli olduğunda çokça emekli maaşı da alabilir işte burada asgari ücretli korunmaktadır askere gittiği için sonradan pirim borçlanması yaparak hak kaybı yaşamıyor ama Paralı askerlik yapanlar sonradan prim borcu ödeyemeyecekler yani hak kaybına uğratılmışlar ama bu anayasaya aykırı olsun ilerde bir yasa ile bu arkadaşlara yapmadıkları askerliğine pirim borçlarını ödettirirler hak kaybı düzeltilir. Kimsenin hakkını kimseye geçirmemek lazım. 

   Yani açıklama yapan sendikacıların belki bu konularda dikkatlerini çeker inşallah bir sendikacı bloğu okur da aslında yapacak ne kadar çok iş varmış diye ürkmez. Bir gün çıkıp da ücretli insanlar ailelerinin ihtiyacı olan ücretlerini, işlerini bırakıp Anayasal bir görev olan askerlik hizmetlerini yapmaya gidiyorlar, bir gelir kayıpları oluyor bu karşılanmıyor, bari askerlikte geçen süre SSK’lı sayılsınlar ya da primlerini devlet yatırsın demiyor, bundan daha masum ve adaletli ne istenebilir ki?

1 Aralık 2011 Perşembe


İzlediğiniz Bu Video Özelleştirmeler Karşısında Sendikaların Tutumuna Bir örnek olsun Diye Hazırlanmıştır.
Bufalo sürüsüne saldıran aslanlar içlerinden birisini yaralar.Yaralı bufalo diğer bufaloların yardımını ister ancak diğer bufaloların şefi kısa bir süreliğine de olsa aslanların açlığını yatıştırmak için bu bufaloyu yaralı olduğu haldı sürüden uzaklaştırır uzaklaşması ile de aslanlar başına çullanır. Diğer bufalolar ölümlerini bir süreliğine geciktirmişlerdir sadece. Bazı sendikacıların yaptığı gibi sevin içerisinde olay mahallinden koşarak uzaklaşıyorlar.Onlar bu şekilde davranmakta haklılar çünkü onlar beyinlerini kullanarak ortak sorunlara karşı ortak tutum alamazlar,ya insanlara bizlere ne oluyor da bu hayvanlar gibi davranıyoruz.

26 Kasım 2011 Cumartesi

İş Kazası Durumunda İşçi Ne yapmalı?


İş Kazası Durumunda İşçi Ne yapmalı?


Önceden planlanmayan, bilinmeyen veya kontrol dışına çıkan,çevresine zarar verebilecek nitelikteki olaylara kaza denir. Kaza sonucu meydana gelen zarar insan unsuruna yönelik ise ceza hukukunun ve Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatının,mala gelen zarar da ise genel hukukun kuralları işler.Genel hukuk kuralları bakımından kaza olayının cinsini belirlemek için meydana gelen olayla, oluş yeri ve nedeni arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunması gerekir. İş kazalarının etkileri sadece işçilerle sınırlı kalmamakta özelikle işverene büyük maliyetlere de neden olmaktadır.
İş Kazası
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) 5510 sayılı Kanunun 4/a (eski SSK) maddesi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaya iş kazası denir.
İş kazası sayabilmek için; Kazayı geçiren kişinin sigortalı olması, kazanın meydana gelmesi, kaza ile sonuç arasında uygun bir illiyet bağının bulunması kaza sonucu bedence veya ruhça özre uğraması ve bu unsurların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak İş kazası işin yürütümü sırasında meydana gelen olayı ifade etmekte ise de, yapılan işle ilgisi olmayan hal ve durumlarda meydana gelen olayları da kapsamaktadır.
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayların yapılan işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın iş kazası sayılması gerekmektedir. Bu bakımdan sigortalıların;
- Avluda yürürken düşmesi,
- Dinlenme saatinde top oynarken ayağının burkulması,
- Bahçedeki meyve ağacından meyve toplarken düşmesi,
- Yemek yerken elini kesmesi,
- Dinlenme odasında dinlenirken sobadan zehirlenmesi,
- İşyerinde intihar etmesi,
- İşyeri sınırları  içinde bulunan havuzda boğularak ölmesi,
- Ücretli izinli bulunduğu sırada çalıştığı işyerindeki arkadaşlarını ziyaret için geldiğinde kaza geçirmesi,
- Araçlarla çalışanların bu araçlarda geçirecekleri kazalar iş kazası olarak kabul edilecektir.
Herhangi bir olayla ilgili olmaksızın işyerinde geçirdiği bir kalp krizi veya başka bir hastalık nedeniyle vefat eden sigortalının ölümünün iş kazası olarak kabulüne imkân bulunmamaktadır.
İş Kazası Bildirimi
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun 13 ve 14 ile 4857 sayılı İş Kanunu 77.maddesi hükümleri gereği iş kazası ve meslek hastalığının en geç üç işgünü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu ilgili İl Müdürlüğüne ve en geç iki iş günü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili Bölge Müdürlüğüne bildirilmesi zorunludur.
Bildirim süresine uyulmaması halinde işverenler hakkında;
a) 4857 sayılı İş Kanunu 77.maddesine muhalefetten aynı Kanunun 105.maddesine göre 1.144 TL idari para cezası uygulanacaktır.
b) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13 ve 14. maddelerinde belirtildiği üzere Kurumca işçiye yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilecektir. 96.madde gereğide; Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen olayın iş kazası bildiriminde bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan tahsil edilecektir.
İş Kazası Durumunda İşçi Ne Yapmalı?
1- İş kazasına maruz kalan işçinin öncelikle hastane belgelerinin iş kazası olarak düzenlenip düzenlenmediğini takip edilmelidir.
2- İş kazasının Sosyal Güvenlik Kurumu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilip, bildirilmediği takip edilmelidir.
3- İş kazası durumunda kaza geçiren işçi sağlık kuruluşunda görevli güvenlik güçlerine vereceği ifadeye dikkat etmelidir. Örneğin “kaza benim kusurumdan kaynaklandı, işverenimdem şikâyetçi değilim” şeklinde verilecek ifade sonucu işveren hakkında açılacak ceza davası kanaatimce takipsizlikle sonuçlanabilir.
4- İş kazası süresince işveren tedavi konusunda gerekli hassasiyeti göstermez ise idari yönden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına şikâyet edileceği, adli yönden ise maddi-manevi tazminat davası açılacağı hususu yazılı olarak iletilmelidir.
5- İş kazası sonucu işçi işten çıkartılmış ise en kısa sürede İş Mahkemesi nezdinde dava açması gerekir.
Sonuç
İş kazası durumunda işveren iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirmek, işçinin tedavisine yönelik gerekli hassasiyeti göstermek zorundadır. Aksi halde idari ve adli yönden cezai yaptırımlarla karşılacaktır.
Kaynak: alomaliye.com

Ssk Rapor Parası Hesaplama!


Ssk Rapor Parası Hesaplama!

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince SSK'lı (4/A'lılar) için üç tür istirahat parası vardır (geçici iş göremezlik ödeneği):
  • İş kazası veya meslek hastalığı geçirmişlerse başkaca bir şart olmaksızın bu sebeple istirahatli (raporlu) kaldıkları her bir gün için,
  • Hastalık sebebiyle istirahat (rapor) alınması halinde ise raporun başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün prim ödenmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,
  • Sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün prim ödenmiş olması ön şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için, geçici iş göremezlik ödeneği verilir.
Ödeneğin hesaplanması yatarak ve ayakta tedaviye göre farklı hesaplanmaktadır.


İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisidir.

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin hesaplanmasında esas tutulacak günlük kazanç; İş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki 12 aydaki son üç ay içinde hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır.

Yani örneğin hastalık sebebiyle 10 gün rapor almış son üç ayda toplam 89 ssk günü ve 2100 TL prime esas kazançlar toplamı olan birinin:

2100 / 89 = 23,60 TL günlük kazancı olmak üzere,
yatarak tedavide ( 23,60 / 2 ) x 8* = 94,40 TL. şeklinde alacağı rapor parası hesaplanır.
Hastalık nedeniyle meydana gelen istirahatlerde ilk 2 günün parasını Sosyal Güvenlik Kurumu ödemez.

ayakta tedavide ise:
2100 / 89 = 23,60 günlük kazancı olmak üzere,
(( 23,60 / 3 ) * 2) x 8 = 125,86 TL. rapor parası hesaplaması yapılır.
Kaynak: gereklibelgeler.com

Windows XP i�in LAN IP sabitleme

Windows XP i�in LAN IP
Sabitleme (Yerel Ag)

Baslat ve �alistira tika

A�ilan komut istemcisi penceresine ipconfig /all yazip enter tusuna basiyoruz.

Gelen ekrandaki bilgilere bakacak olursak:
IP adresi : Bilgisayarimizin LAN IP si
Alt Ag Maskesi: Genelde 255.255.255.0 seklinde olmakla beraber Windows
tarafindan otomatik olarak verilir.
Varsayilan Ag Ge�idi: Bu ADSL Modemimizin IP sidir.
DNS Sunucusu: Eger baska bir DNS girilmedi ise Standart olarak Modemin
IP si gelir.

IP Adresi ve Varsayilan Ag Ge�idi numaralarini aliyoruz ve islemleri ona g�re
yapicaz. Unutmayin kullandiginiz modeme g�re bu nimaralar degisecektir.
Masa�st�nden Ag baglantilarina �ift tikliyoruz.
Eger bu Simge yoksa Masa�st�ne sag tiklayip �zelliklerden Masa�st� sekmesi
ninden alt kisimda bulunan Masa�st�n� �zellestir d�gmesine tikliyoruz ve Ag
baglantilarim yazan kutuya isaret koyup tamam diyoruz.
Ayni sekilde Denetim Masasindanda erisebiliriz.

Karsimiza Bilgisayarimizdaki b�t�n Ag baglantilari gelecektir. Buradan Ethernet
kartina ait olani se�ip sag tikliyoruz ve �zelliklere tikliyoruz

sonra

Gelen Pencereden Internet Iletisim Kurallarini (TCP/IP) olani se�ip �zellikler d�gme
sine basiyoruz.

Genelde Otomatik olarak olarak ayarlanan IP leri artik elle ayarlamak i�in Asagidaki
IP adresini kullan se�enegini tikliyoruz ve biraz �nce aldigimiz
IP adresi kismina istedigimiz bir IP yi genelde modemle ayni seriyi takip eder yaziyo
ruz.
IP Adres. . . . . . . . . . . . . : XX.248.17.228
Alt Ag Maskesi. . . . . . . . . . : 255.255.252.0
Varsayilan Ag Ge�idi. . . . . . . : XX.248.16.X
DHCP Sunucusu . . . . . . . . . . : 10.15.100.100
DNS Sunucusu. . . . . . . . . . . : 62.XXX.102.XXX
seklinde yaziyoruz ve X ler sizin Modemin IP si 17 ile baslayan rakamdan sonrasi
sizin ip den b�y�k olmali.17,18,19 gibi son �� rakam da 003 ile 255 rakamlari arasinda
olmali. Buraya girdiginiz Ip nin hi� bir �nemi yoktur ADSL modeminkinden d�s�k olma
digi s�rece.
yukarida bilgisayarinizdan almis oldugunuz ip bilgilerini asagidaki resimdeki alanlara yazi
yoruz.
Varsayilan ag ge�idini ve Yeglenen DNS kismina da ADSL modemin IP sini yazioruz.

Artik Bilgisayarimiz i�in Sabit IP belirtmis olduk.G�le g�le kullanin

6 Kasım 2011 Pazar

Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı


2821 sayılı Sendikalar Yasası  ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası yürürlüğe girdikleri 1983 tarihinden bu yana antidemokratik yapıları, örgütlenme özgürlüğünü, toplusözleşme ve grev hakkını kısıtlayan düzenlemeleri ile tartışma konusu olmuştur. Bu güne kadar her iki yasada, yasakçı ve baskıcı özlerine dokunulmadan, işçilerin ve sendikaların itirazları ve talepleri dikkate alınmadan yüzeysel değişiklikler yapılmıştır.   2821 ve 2822 sayılı Yasalar sermayenin işçi sınıfı hareketini bastırmak için elindeki en önemli araçların başında gelmiştir.
İki yasanın değiştirilmesi özellikle son on yıldır yoğun bir şekilde tartışılmıştır. AKP Hükümeti, 12 Eylül darbesi ile hesaplaşma adı altında attığı demokratik adımların başında bu iki yasanın değiştirileceğini ilan etmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve işçi sendikalarının baskıları ile her iki yasa için çok sayıda tasarı hazırlayıp sosyal taraflar olarak nitelendirilen işçi ve işveren sendikalarına gönderilmiştir. Gönderilen yasa tasarıları gün geçtikçe daha demokratik bir yapı kazanmış gibi görünseler de sendikal hakların temeli olan örgütlenme, toplusözleşme yapma ve grev hakkının etkin kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması açısından mevcut yasaların ötesine geçememiştir.
Yasa tasası son haliyle de Anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. İşçi ve işveren kesimi ile devleti temsilen oluşturulan üçlü danışma kurulunda, DİSK’in kurul toplantılarına katılmama kararı ardından, 19.10.2011 tarihinde yapılan toplantıda iki yasa tasarısı birleştirilmiş olup “Toplu İş İlişkileri Kanunu” adı altında Bakanlar Kuruluna gönderilmesi kararı alınmıştır. Bu durum tasarının yakın zamanda yasalaşması için meclise gönderileceği anlamına gelmektedir. Bundan önceki tasarılara değinmeden son yasa tasarısının genel hatları ile planlanan değişiklikler üzerinde durmak istiyorum.
Tasarıda ilk dikkat çeken husus, daha önceki yasada olmayan, çerçeve ve grup toplu iş sözleşmeleri tanımlarının yer almasıdır. Çerçeve sözleşmesi adı ile Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarına bağlı işçi ve işveren sendikaları, mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleri içeren sözleşmeler yapılabilecektir. Bu tür sözleşmeler mali hükümler içermeyeceği gibi görüşmeler sonucunda toplusözleşme prosedürü mevcut yasadaki gibi korunduğu için grev uygulaması da yapılamayacaktır. Hali hazırda uygulamada var olan grup toplu iş sözleşmesi de yasal tanıma kavuşturulmuştur.
Yürürlükte olan Sendikalar Yasası’nda 28 olarak belirtilen iş kolları 18’e indirilmiştir. Yasaya göre sendikalar yine iş kolu esasına göre kurulacaktır. Daha önceki tasarılarda yer alan “meslek” ve “işyeri” sendikası kurma düzenlemesi son tasarıda yer almamıştır. Olumlu bir değişiklik ise işçi sendikasının toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlatması halinde işverenlerin iş kolu tespiti taleplerinin bekletici mesele yapılmayacağıdır.
Tasarıya göre 15 yaşını bitirmiş (Mevcut yasada 16 yaş sınırı bulunmaktadır) işçiler noter şartı aranmaksızın sendika üyesi olabilecekler. İstifada da noter şartı kaldırılmıştır. Üyelik e – devlet sistemi ile bildirilecektir.
Sendikal nedenlerle işten çıkarılan işçiler, İş Yasası’nın 18.  maddesine göre en az 30 işçinin çalıştığı işyerinde çalışma ve altı aylık çalışma süresini doldurma koşullarına bakılmaksızın, işe iade davası açabilecekler. Ayrıca iade davası açmayıp sadece sendikal tazminat talepli dava açmak isteyen işçilerin önündeki yasal engel de tasarıda kaldırılmıştır. Sendika yöneticileri ve temsilciler içinde tasarı mevcut yasadan daha geniş güvenceler yer almıştır.
Sendikaların özerkliklerine müdahale anlamına gelen, sendika gelir ve giderlerinin mali müşavirlerce denetlenmesine dair madde tasarıda bulunmaktadır.
Çokça tartışılan bir konu da ikili baraj sistemidir. Bilindiği üzere ülkemizde bir işçi sendikasının toplusözleşme bağıtlayabilmesi için önce kurulu bulunduğu iş kolunda ülke genelinde çalışan işçilerin yüzde 10’unu örgütlemiş ve söz konusu işyerinde çalışanların yarısında bir fazlasını üye yapmış olması gerekmektedir. Yeni tasarıda iş kolu barajı tamamen kaldırılmayıp binde beş olarak belirlenmişken, işyeri barajı aynen korunmuş yarıdan fazlasının üye olması şartı tasarıda yer almıştır. Ancak tasarı da yeni bir baraj ifadesi daha bulunmaktadır. İşyerinde yarıdan fazla üyelik aranırken, toplu sözleşmenin birden çok işyerinde bağıtlanması durumunda işyerlerinde çalışanların yüzde 40’ının üyeliği aranmaktadır.
Tasarının örgütlenme özgürlüğünü genişleten bir yapıya sahip olmadığını belirtmiştik. Bunun en büyük kanıtı sendika üyeliğinin sadece işçiler için tanımlanmış olmasıdır. Bu emeklilerin, gençlerin ve köylülerin sendika kurmalarına ve üye olmalarına hak tanınmaması anlamına gelmektedir.
Daha önceki tasarılarda yer alan, toplusözleşmelerde işyerindeki işçilerin bir kısmının kapsam dışı bırakan hükümler konulamaz ifadesi, bu tasarıdan çıkarılmıştır. Dolayısıyla toplu iş sözleşmelerinde yer alan kapsam uygulaması aynen devam edecek ve kapsam dışı bırakılan işçiler sözleşmeden yararlanamayacaktır.
Toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin mevcut yasada yer alan bürokratik işlemler ve süreler tasarıda da neredeyse aynen korunmuştur.
AKP’nin allayıp pulladığı anayasa reformunda siyasi grev, dayanışma grevi ve genel grev yasağının kaldırılması demokratik bir adım olarak lanse edilmişti.
Ancak mevcut yasa ve Bakanlar Kuruluna gönderilen tasarı da grev kararı ancak toplusözleşme görüşmelerinde uyuşmazlık çıkması halinde alınabileceğinden, siyasi grev, dayanışma grevi ve genel grev yasağı devam etmektedir. Bunun dışında grev kararı ve grev uygulamasına ilişkin geniş yasaklarda değişiklik yapılmamış olup grevi etkisiz hale getiren antidemokratik hükümler mevcut yasadaki hali ile tasarıda yer almıştır.
Sonuç olarak sendikal haklarda demokratik adımlar atılabilmesi için örgütlenme özgürlüğü, toplusözleşme yapma hakkı ve grev hakkı bir arada değerlendirilmeli, bunlara ilişkin baskıcı ve yasakçı düzenlemeler tamamen kaldırılmadır.
*Birleşik Metal-İş Avukatı

İdal kilo ve idal kiloya ulaşmak

İdeal kilo nedir?  İdeal kilo, kişinin sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürebilmesi için sahip olması gereken yaklaşık vücut ağırlığıdır. Y...

Son 30 günde En çok görüntülenen